Size bi reçete yazayım...(Hürriyet gazetesi-Yılmaz Özdil)

2009-12-05 10:24:00

  10 kuruşa satılan ilacı 3 kuruşa alacağız ama, bunun karşılığında, 10 eczanenin 3’ü kapanacak, hangisini tercih edersiniz? * Eczaneler kapanır. * Çünkü, bırakın yıllardır mahallenizde “en faydalı komşu” bildiğiniz eczacının iflas etmesini, 3 kuruşluk şahsi menfaat için babasını bile satan bir toplum haline getirildik. * Hiç çevirme suratını... Sana soruyorum: Dünyanın en pahalı benzinini, dünyanın en pahalı elektriğini, dünyanın en pahalı doğalgazını kullanan, dünyanın en yüksek vergisini ödeyen ülke... Nasıl olur da, Avrupa’nın en ucuz ilacını kullanır? Hiç merak etmiyor musun kardeşim, nereden gelir bu değirmenin suyu? * Avrupa’da 5 ülke seçiyorlar, o 5 ülkenin ilaç fiyatlarından yola çıkarak, bizim ilaçların fiyatını belirliyorlar. Ancak, ne sihirdir ne keramet, işte burada maharet... * Mesela, kalp ilacı... Bakıyor, en ucuz Portekiz’de, Portekiz’in fiyatını seçiyor. Romatizma ilacı, bakıyor, en ucuz Yunanistan’da, Yunanistan’ın fiyatını seçiyor. O romatizma ilacı, İspanya’da daha pahalıymış, ilgilenmiyor, işine neresi gelirse, orayı seçiyor. * Mesela, Aspirin... Bakıyor, en ucuz Fransa’da, şak, Fransa’nın fiyatını seçiyor. Halbuki, Fransa eczacısını kolluyor, sübvanse ediyor, ciro düştüğünde Fransız eczacısı çökmüyor. Vatandaşının sağlığını düşünen Fransa, eczacısının da “vatandaş” olduğunu unutmuyor. * Üstelik... Zurnanın asıl zırt dediği yer. * Dün yaşanan bir vaka... Tansiyon hastasına ilaç yazmış doktor. Hasta, en yüksek risk grubunda, ilacın dozu en yüksek doz, raporunda yazıyor. Hasta eczaneye geliyor, sistemi açıyor eczacı, bakıyor, o ilacı alırsa hasta, 61 lira fark ödemek zorunda... Ödeyemiyor. Tekrar sistemi açıyor eczacı, en ucuz eşdeğerini tıklıyor. En ucuzu alırsa hasta, hiç fark ödemeyecek ama, o en ucuz ilaç, en düşük doz... Yani, hiç fark ödemeyecek ama, büyük ihtimalle yakında ölecek. * Ekmek var, 400 gram... Ekmek var, 100 gram... İkisi de ekmek mi? Ekmek. Doy da göreyim! * Demem o ki... Sen, ilaç fiyatları ucuz... Devamı

MEVLANA

2009-05-16 17:38:00

Ben dostlarımı ne kalbimle ,ne de aklımla severim.Olur ya...Kalp durur...Akıl unutur...Ben dostlarımı ruhumla severim.O ne durur ne de unutur.MEVLANA Devamı

BİTKİLERİN İLAÇ OLARAK KULLANILMASININ OLUMSUZ ETKİLERİ OLABİLİR

2009-04-14 11:08:00

Alıntı:      Bitkilerden elde edilen çeşitli ürünlerin kullanılışıyla ilgili olarak "bu ürünler doğal maddeler olduğu için hiç zararlı etkileri yoktur" gibi bilimsel olmayan bir görüş ileri sürülmektedir.     Bu görüş kesinlikle doğru değildir. "Dietary supplement" başlığı altında eczanelerin dışında çeşitli marketlerde ve satış mağazalarında satılan, bazıları bitkisel olabilen gıda katkı maddelerinin bir kısmının ciddi yan etkiler yaptığı, hatta ölümlere neden olduğu bildirilmiştir (8,9).      Yine son zamanlarda zayıflama çaylarıyla ilgili ortaya çıkan istenmeyen etkilerden bahsedilmektedir. Ülkemizde bu konuda veri olmamasına karşın, sağlık kayıtlarının düzenli olduğu ülkelerde, bu konuda bildirimler bulunmaktadır. Bu nedenle, bu ürünler için kullanılan "çok faydası olmasa dahi, en azından zararı olmaz" değerlendirmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulamak gerekir. Sonuç     Ülkemizde vatandaşların hekime ve ilaca ulaşmasında ciddi zorluklar yaşadığı, bilimsel bilgi ve teknolojiyi üretmek bir yana, toplumun çok büyük kesiminin bilimsel bilgiyi kullanmada yeterli olmadığı gözönüne alınırsa, tedavideki etkililiği ve güvenliliği konusunda hiçbir somut kanıt bulunmayan bitkisel ürünlerin toplumda kullanılmasının yaygınlaşmasına şaşırmamak gerekir.     Resmi sağlık otoritesi olarak Sağlık Bakanlığının ve meslek odalarının bu tür tedavi yaklaşımı sergileyenler konusunda dikkatli olmaları ve gerekli idari ve cezai işlemleri yapmaları gerekmektedir. "Gıda katkı maddesi" (dietary supplement) başlığı altında eczaneler ve eczaneler dışında satılan ürünlere ise 2002 yılında Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı arasında yapılan mutabakat sonucu sağlık Bakanlı... Devamı

MUHTELİF HAZIR CEVAPLAR

2008-11-13 18:31:00

Yılın En Gıcık Hazır Cevapları :)MansiyonHava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:- Yemek ister misiniz efendim?Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:- Seçeneklerim neler?Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:- Evet veya hayır.***3 üncüBir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:- Mümkün değil teyze, onlar ölü.***2 nciKamyon sürücüsü "dikkat, alçak köprü" ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:- Köprüye sıkıştınız, he?Sürücü canı burnunda homurdandı:- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.***1 inciTrafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.- Sizi bütün gün bekledim.Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu. ... Devamı

BİR FİNCAN KAHVE

2008-10-05 19:58:00

Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre degişir...  Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreğinin acısı karışır.  Bir pazar öğle sonrası annenin 'hadi bir kahve yap da içelim' dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...  Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma çabasıdır... Koyu kıvamlı  kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!!  Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin  üzerinde yüzer...  Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...  Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır  dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...  Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır... Isıtır insanın içini...  Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...  Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir... Her kahve aynı değildir bu yüzden...... Devamı