Saglık,sanat,takı,hayatın güzel yönleri
Google

Tanım

Koşuşturmalar arasında hayat gelip geçiyor.Derin bir nefes alıp etrafımızdaki güzellikleri görmeye çalışmak,unuttuğumuz insanca değerlerimizi tekrar hatırlamak adına,birikimleri paylaşacağım bir sayfam olsun istedim.İnterneti sadece chat yapmak sananlara inat. Umarım beğenirsiniz


layout for myspace

layout for myspace

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler



<
image hosting file

image hosting file

ECZACILAR NEDEN EYLEM YAPMAK İSTİYOR?

Sağlık sisteminin hem giriş hem de çıkış kapısı eczanelerde bir deprem yaşanıyor. Bu öyle bir deprem ki, eczanelerimizin bu koşullarda yaşamaya ve yaşatmaya devam etmesi mümkün görünmüyor.

Değerli Hastamız,

4 Aralık 2009’da yürürlüğe girecek uygulamalar ile bir günde, emeğimizin ve tüm birikimimizin üçte birine el konulmak isteniyor.

Bizler bugüne kadar günübirlik değişen uygulamalar, günbegün eritilen emeğimiz, artan bürokrasi nedeniyle mesleğimizi yapamaz hale getirildik. Sizleri bizlerle bugüne kadar tarafı olmadığımız ve esastan karşı olduğumuz muayene ücretleri ile, her gün değişen geri ödeme listeleri ile, çalışmayan provizyon sistemi ile karşı karşıya getirdiler. İlaçta tasarruf adı altında bütçe açığının yükünü hastalarımıza ve eczanelerimize ödetmeye çalıştılar. Sağlığı ekonomiye, paraya indiler. Yoksullar ve yoksullaştırılmakta olanların sağlık hizmetlerine ulaşması zorlaştı. 4 Aralık’ta başlayacak uygulamalarla hastalarımızın bir de eczacıya ve ilaca ulaşması zorlaşacak.

Bizler diyoruz ki: sağlık sisteminin doğru planlanmamış olmasından kaynaklı oluşan açıkları ne biz, ne de hastalarımız yarattı. Bedelinin de hastalarımıza ve bizlere ödetilmesine izin vermeyeceğiz.

Bizler yüzlerce milyona varan muayene ücretlerini, ilaç fiyat farklarını ödeyemeyen binlerce hastamızla her gün yüz yüze bakıyoruz. Ama masa başında sağlık hizmetleri planlanınca hayatın bu gerçeği görülmüyor. Şimdi de güçlü eczaneler ayakta, zayıflar altta kalsın diyorlar. Biz de onlara inat, “feda edecek bir tek eczanemiz bile yok” diyoruz.

Bugüne kadar dertlerinizi derdimize ortak ettik, hiçbir biçimde hastalarımızın sağlığına mal olacak çözümlere taraf olmadık. Ancak bizleri teker teker yok olma noktasına getirenlere karşı bir günlüğüne hep beraber kapanmayı tercih ediyoruz. Bu durumu anlayışla karşılayacağınızı ve daha iyi, daha yaygın ve daha ucuz bir sağlık hizmeti alabilmek için bizlerle dayanışma içinde olacağınızı biliyoruz.
Lütfen siz de sağlık ışığınızın sönmesine izin vermeyin!

Eczacınız


Tarih: 12:23, 5/12/2009 Kategori: SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Size bi reçete yazayım...(Hürriyet gazetesi-Yılmaz Özdil)

 


10 kuruşa satılan ilacı 3 kuruşa alacağız ama, bunun karşılığında, 10 eczanenin 3’ü kapanacak, hangisini tercih edersiniz?


*


Eczaneler kapanır.


*


Çünkü, bırakın yıllardır mahallenizde “en faydalı komşu” bildiğiniz eczacının iflas etmesini, 3 kuruşluk şahsi menfaat için babasını bile satan bir toplum haline getirildik.


*


Hiç çevirme suratını...

Sana soruyorum:

Dünyanın en pahalı benzinini, dünyanın en pahalı elektriğini, dünyanın en pahalı doğalgazını kullanan, dünyanın en yüksek vergisini ödeyen ülke... Nasıl olur da, Avrupa’nın en ucuz ilacını kullanır?
Hiç merak etmiyor musun kardeşim, nereden gelir bu değirmenin suyu?


*


Avrupa’da 5 ülke seçiyorlar, o 5 ülkenin ilaç fiyatlarından yola çıkarak, bizim ilaçların fiyatını belirliyorlar. Ancak, ne sihirdir ne keramet, işte burada maharet...


*


Mesela, kalp ilacı... Bakıyor, en ucuz Portekiz’de, Portekiz’in fiyatını seçiyor. Romatizma ilacı, bakıyor, en ucuz Yunanistan’da, Yunanistan’ın fiyatını seçiyor. O romatizma ilacı, İspanya’da daha pahalıymış, ilgilenmiyor, işine neresi gelirse, orayı seçiyor.


*


Mesela, Aspirin... Bakıyor, en ucuz Fransa’da, şak, Fransa’nın fiyatını seçiyor. Halbuki, Fransa eczacısını kolluyor, sübvanse ediyor, ciro düştüğünde Fransız eczacısı çökmüyor. Vatandaşının sağlığını düşünen Fransa, eczacısının da “vatandaş” olduğunu unutmuyor.


*


Üstelik...

Zurnanın asıl zırt dediği yer.


*


Dün yaşanan bir vaka...

Tansiyon hastasına ilaç yazmış doktor. Hasta, en yüksek risk grubunda, ilacın dozu en yüksek doz, raporunda yazıyor. Hasta eczaneye geliyor, sistemi açıyor eczacı, bakıyor, o ilacı alırsa hasta, 61 lira fark ödemek zorunda... Ödeyemiyor. Tekrar sistemi açıyor eczacı, en ucuz eşdeğerini tıklıyor. En ucuzu alırsa hasta, hiç fark ödemeyecek ama, o en ucuz ilaç, en düşük doz... Yani, hiç fark ödemeyecek ama, büyük ihtimalle yakında ölecek.


*


Ekmek var, 400 gram... Ekmek var, 100 gram... İkisi de ekmek mi?
Ekmek. Doy da göreyim!


*


Demem o ki...

Sen, ilaç fiyatları ucuzladığı için eczacının isyan ettiğini sanıyorsun ama, o eczacı, aslında senin için kavga veriyor, senin için çırpınıyor. Mecbur kalırsa, gözlük satacak, vitamin satacak, bi şekilde hayatını devam ettirecek elbet...

Sana şimdiden Allah rahmet eylesin.


YILMAZ ÖZDİL


Tarih: 10:24, 5/12/2009 Kategori: SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

MEVLANA




Ben dostlarımı ne kalbimle ,ne de aklımla severim.
Olur ya...
Kalp durur...
Akıl unutur...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur ne de unutur.

MEVLANA





Tarih: 17:38, 16/5/2009 Kategori: DUSUNCELER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BİTKİLERİN İLAÇ OLARAK KULLANILMASININ OLUMSUZ ETKİLERİ OLABİLİR

Alıntı:



     Bitkilerden elde edilen çeşitli ürünlerin kullanılışıyla ilgili olarak "bu ürünler doğal maddeler olduğu için hiç zararlı etkileri yoktur" gibi bilimsel olmayan bir görüş ileri sürülmektedir.
     Bu görüş kesinlikle doğru değildir. "Dietary supplement" başlığı altında eczanelerin dışında çeşitli marketlerde ve satış mağazalarında satılan, bazıları bitkisel olabilen gıda katkı maddelerinin bir kısmının ciddi yan etkiler yaptığı, hatta ölümlere neden olduğu bildirilmiştir (8,9).
     Yine son zamanlarda zayıflama çaylarıyla ilgili ortaya çıkan istenmeyen etkilerden bahsedilmektedir. Ülkemizde bu konuda veri olmamasına karşın, sağlık kayıtlarının düzenli olduğu ülkelerde, bu konuda bildirimler bulunmaktadır. Bu nedenle, bu ürünler için kullanılan "çok faydası olmasa dahi, en azından zararı olmaz" değerlendirmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulamak gerekir.


Sonuç



    Ülkemizde vatandaşların hekime ve ilaca ulaşmasında ciddi zorluklar yaşadığı, bilimsel bilgi ve teknolojiyi üretmek bir yana, toplumun çok büyük kesiminin bilimsel bilgiyi kullanmada yeterli olmadığı gözönüne alınırsa, tedavideki etkililiği ve güvenliliği konusunda hiçbir somut kanıt bulunmayan bitkisel ürünlerin toplumda kullanılmasının yaygınlaşmasına şaşırmamak gerekir.

    Resmi sağlık otoritesi olarak Sağlık Bakanlığının ve meslek odalarının bu tür tedavi yaklaşımı sergileyenler konusunda dikkatli olmaları ve gerekli idari ve cezai işlemleri yapmaları gerekmektedir. "Gıda katkı maddesi" (dietary supplement) başlığı altında eczaneler ve eczaneler dışında satılan ürünlere ise 2002 yılında Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı arasında yapılan mutabakat sonucu sağlık Bakanlığından izin alınması koşulu benimsenmişken, halen bu izin Tarım Bakanlığı tarafından verilmektedir. Bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesi ve bu tür ürünler için Sağlık Bakanlığının mutlaka devrede olması gerekir. Ayrıca toplumun ve sağlık medyasının bu konuda bilgilendirilmeleri çok önemlidir.






Prof. Dr. Mehmet Melli
TTB İlaç Danışma Kurulu Üyesi
Türk Farmakoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
AÜTF Farmakoloji AD


Tarih: 11:08, 14/4/2009 Kategori: SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

MUHTELİF HAZIR CEVAPLAR






Yılın En Gıcık Hazır Cevapları :)

Mansiyon


Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:
- Yemek ister misiniz efendim?
Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:
- Seçeneklerim neler?
Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:
- Evet veya hayır.


***
3 üncü


Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:
- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?
Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:
- Mümkün değil teyze, onlar ölü.


***

2 nci


Kamyon sürücüsü "dikkat, alçak köprü" ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:
- Köprüye sıkıştınız, he?
Sürücü canı burnunda homurdandı:
- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.


***

1 inci


Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.
- Sizi bütün gün bekledim.
Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.
- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.
Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu.




Tarih: 18:31, 13/11/2008 Kategori: MIZAH
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->


Free Hit Counter